Ayın Konuğu
Pembe Candaner / Eğitim Danışmanı
T.E.D Ankara Koleji’ni bitiren Pembe Candaner, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun olduktan sonra, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi bölümünde yüksek lisans çalışmalarını tamamladı.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmalarını sürdürdü. Finans ve İşletme okudu. Uluslararası bir firmanın Türkiye bölümünün kuruluşunu gerçekleştirdi. Bu firmanın Satış-Pazarlama Müdürlüğü ve Genel Müdürlük görevlerini ifa ettikten sonra ABD’ye gitti.
Doktora çalışmalarını yaptığı Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye dönen Pembe Candaner, 1997 yılında Adecco’nun Türkiye CEO’su olarak göreve getirildi. 2002 yılından itibaren Lee Hecht Harrison şirketinin de Genel Müdürlük görevini üstlendi. İstihdam, kariyer danışmanlığı, yeni kariyere geçiş, liderlik ve yönetim konularında uzmanlaşan Candaner aynı zamanda Özel İstihdam Büroları Derneğinin kurucu Başkanıdır.
Avrupa Birliğinin İşkur’a Destek Projesi Kapsamında danışman olarak çalışan Candaner aynı zamanda Sabah gazetesi İşte İnsan köşe yazarıdır.
TUSİAD, Türkiye Bilim Merkezleri Vakfı, International Business Leaders Association(A.B.D), Executive Women’s Forum( A.B.D) ve National Human Resources Association’ın (A.B.D) üyesidir.
Pembe Candaner 2003 yılında Dünya Gazetesi tarafından sektörününde Yılın En başarılı İş Kadını seçilmiştir. Yurt içinde ve dışında yazdığı birçok makaleleri ve verdiği konferanslar ve seminerleri bulunan Candaner Boğaziçi Üniversitesinde İK dersleri vermektedir. Epsilon yayınevi tarafından basılmış 2 kitabı vardır.
14 yaşında bir oğlu olan Candaner İngilizce ve Fransızca bilmektedir.
İstihdam, özellikle genç nufusumuzun istihdama kazandırılması,
Meslek algılarının değiştirilmesi,
Meslek tanımları ve standardizasyonları,
Kadın liderler, liderlik,
Özel İstihdam buroları,
Kariyer seçme ve geliştirme Danışmanlığı
Başlıca uzmanlık alanlarıdır.
Ayın Konuğunun Makalesi
Doktor olmanın dayanılmaz ağırlığı.....
Geçenlerde bir arkadaşımızın düğününde, jinekolog bir profesör arkadaşıma rastladım. Onu görünce hepimiz çok şaşırdık ve de sevindik. Zira böyle yerlerde kendisini görmeğe hiç alışık değildik. Mesleğinden dolayı, kimbilir kaçırdığı kaç tane nikah,düğün, çocuklarının temsilleri, konserleri, tiyatrolar, filmler en önemlisi de sevdikleriyle geçiremediği zaman, kaybettiği yaşam vardı. Son dakika çıkabilen acil durumlardan dolayı önceden planlanamayan günlük bir yaşamı vardı. O bir doktordu ve böyle yaşaması gerekiyordu. Ne için? Biz hastaları için. Kaybettiği yaşam.
Böyle ortamlara kırk yılda bir katılabildiğinde ise tıpkı diğer meslektaşlarına olduğu gibi, insanlar tarafından ablukaya alınıp, hastalıklara ve dertlere ayaküstü çare bulunması beklenir, hem de uzmanlık alanı olmasa bile. İşin bu kadar basit olmadığı da potansiyel hastalara hatırlatılınca, karşılarındakine hayal kırıklığı yaşatmanın önüne geçemezler.Kısaca doktor olmak ve öyle bir yaşam sürdürebilmek hiç te kolay değil günümüzde. Ama nedense biz hep madalyonun parıltılı, ışıltılı tarafını görüyoruz, ya da görmek istiyoruz. Oysa kazın ayağı hiç te öyle değil.
Başlangıç kısmı insana cazip gelebilir. Zira çok yakın zamana kadar toplumumuza sadece üç meslek vardı(!) Doktor, mühendis,avukat. Sadece bu mesleklerin toplumda itibarı yüksekti .Bunlar dışında kalan meslekler adeta meslekten sayılmazdı. Dolayısıyla, anne-baba ve çevresindekiler çocuklarına bu üç meslekten birisini seçmeleri için baskı yapar, aynı fikirde olmayan öz çocuklarına savaş açarlardı. Neyse ki doğru işe, doğru insan kavramı sonunda ülkemize de uğradı ve her mesleğin ne kadar önemli ve itibarlı olduğunu bize öğretti. Ayrıca zorla ve bilinçsizce seçilen mesleklerin, insanı nasıl mutsuzluğa ve çaresizliğe süreklediğinin birçok örneğini de gördük.
Diyelim ki isteyerek doktor olmayı seçtiniz. Hem itibar, hem de çok paranız olacak. O kadar emin olmayın, bu o kadar basit değil . Herkes 4 yıl okurken, siz 6 yıl okuyacaksınız. Bir de 4 yıl uzmanlık. Hadi bunları yaptınız diyelim. Her an bilginin eskidiği bir dünyada, sürekli olarak yeni gelişmeleri, literatürü ve teknolojiyi takip edip kullanmak zorundasınız. Yaşam boyu eğitim yani..Hani ‘ben artık oldum’ yok bu meslekte. Ölçümlemesi de gözler önünde. Bazı mesleklerde olduğu gibi yapılan ‘hata’ nın görülmemesi, ört bas edilmesi diye bir durum yok. Yapılan herşey ‘mercek’ altında. Sürekli bir mücadele var. Ve bu mücadele sadece seçilen mesleğe ait sorunlar değil. Kanunlarımız da doktorlarımızın önünü açacak şekilde olmayıp, tam tersi iyi adayları meslekten uzaklaştırıp, onların yaşayıp gelişebilmesi için uygun ortamı hazırlayamamakta. Neden, nasıl? Orasını bilmem, benim konumda değil. Uzmanları konuşmalı, benim ki sadece bir durum tesbiti. Nereden mi biliyorum? Okuyorum, soruyorum. Sosyal bir ortamda ben de bir doktor görsem, hemen onu ablukaya alıp tartışıyorum.
Son günlerde konuştuğum doktorlarımızdan öğrendiğim bazı problemler onlar gibi beni de ürpertti. Mesleğine ve insanlığa kendini adamış bu değerli’ tıp insanlarımz’ çok önemli bir tehdite dikkat çekiyorlar. Olası bir hatada doktorların yanlız bırakılıp, hatta çalıştıkları hastahane tarafından da ‘suçlu’ ilan edildiklerinden, doktorlarımız günümüzde risk almaktan kaçınmaya başlamışlar. Özellikle ‘kritik’ hastalarda, doktorlar karşılaşacakları olası kötü senaryoları düşünüp, onları başka meslektaşlarına yolluyorlarmış.Bu şekilde çare bekleyen hasta da, çaresiz kalıyormuş. Oradan oraya..Bir tarafta kaybedenler, bir tarafta da kazananlar. Kaybedenler kim? Bu durumu hayatlarıyla ödeyen hastalar, ve baskı altında korkutulmuş doktorlar. Kazananlar kim? Sigorta şirketleri ve avukatlar.
Her insanoğlu veya kızı hata yapabilir. Kimi mesleklerde hata ‘hayati’ risk taşır, kimi mesleklerde hatanın adı bile geçmez. Düşünün bir kere, hangi doktor isteyerek bir hastasına zarar verebilir ki? Kasıtlı olarak veya ihmal ederek onun ölümüne neden olabilir? Ortada üzücü bir durum varsa , bunu araştırma sorumluluğu önce tüm meslektaşlara ve hastahanelere düşmeli. Doktorlar ve hastahane olayı enine boyuna araştırıp ‘hatayı’ sahiplenmeli ve sorumluyu bulmalı. Her meslekte var olduğu gibi aralarındaki ‘çürük elmaları’ temizlemek de yine onlara düşüyor. Bu onların hastalarına, onların yakınlarına ve topluma karşı görevleri. Ayrıca bu işin tek başına başarılması mümkün değil, Tabipler odası ve diğer meslek kuruluşları üyelerine sahip çıkmalı ve onları huzurlu bir şekilde çalışabilmeleri ve hayat kurtarma adına risk almaları için cesaretlendirmeleri gerekir.
Görüyorum ki doktorlarımızın derdi her geçen gün artıyor ve doktorlarımız hastalanıyor. Doktorlarımız hasta olursa ne mi olur? Hastalar ve çareler ölür. Unutmayalım, onların kaybettikleri ‘özel’ yaşamları sırf bize ‘yaşam’ kazandırabilmek için. Bizi daha iyi yaşatabilmek, derdimize çare olabilmek için onların yaşaması lazım. Hem de çok sağlıklı bir şekilde. ..
Ayın Olgusu:
Rat Endometriozis Modeli ve Tedavi İçin Medikal Seçeneklerin Karşılaştırılması
Doç. Dr. C. Narter YEŞİLDAĞLAR
Öğrenim: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Temel Yetkinlikler:
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, deneysel çalışmalar koordinatörü ve yürütücüsü
Görevler:
Yeditepe Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.B.D.’da öğretim üyesi
2001 – 2008, GATA (Ankara) Araştırma Merkezi, “rat modelinde intraperitoneal adezyonlar üzerine melatonin ve cerrahi bariyerlerin etkinliğinin karşılaştırılması” ve “tavşan modelinde fetal cerrahi” projelerinde yürütücü / araştırmacı
1996 – 2000, Leuven Üniversitesi (Belçika), Cerrahi Araştırmalar Merkezi’nde araştırmacı
1994 – 1996, Zübeyde Hanım Doğumevi (uzman)
1991 – 1994, mecburi hizmet (uzman)
Endometriozis endometrial dokunun rahim dışındaki varlığı ile karakterize bir hastalıktır. En çok bildirilen jinekolojik problemlerden biri olan endometriozisin patofizyolojik mekanizmasına yönelik birçok teori ortaya atılmışsa da gerçek nedeni hala aydınlatılabilmiş değildir. Yakın zamanda immunolojik ve inflamatuar ajanların endometriozis patofizyolojisinde önemli rol oynadıkları bildirilmiştir (1). Ayrıca oksidatif streslerin de patofizyolojideki potansiyel faktörler olduğu öne sürülmüştür (2).
Endometriozisin etyolojisinde olduğu gibi tedavisi konusunda da belirsizlik devam ettiği için değişik tedavi seçeneklerini deneyebileceğimiz ve endometriozis oluşumunun tümüyle kontrol edilebilir olduğu bir bir deneysel hayvan modeli geliştirmek üzere Eylül 2008’de proje hazırladık ve çalışmalara başladık. Yeditepe Üniversitesi Deneysel Araştırmalar Merkezi’nde (YÜDETAM) yaptığımız çalışmalarda, otolog endometrial doku transplantasyonu ile ratlarda tekrarlanabilir bir deneysel endometriozis modeli oluşturarak Melatonin’in bu implantların regresyonundaki etkinliğini (3) güçlü bir immunomodulator ve anti-tümör nekrozis factor olan Etanercept ve endometriozisi gerilettiği ileri sürülen, bir aromataz inhibitörü olan Letrozol ile kıyaslamayı amaçladık. Yalnızca lezyon ölçümleri değil, aynı zamanda bu ajanların neden olduğu histopatolojik ve histokimyasal değişimler de değerlendirilmiştir.
Çalışmalarda endometriozis regresyonunuyla beraber ikinci faz olarak tedavi kesildikten sonra rekürrens de araştırılmıştır. Faz I ve II’ de Sprague-Dawley grubu ratlar kullanılmıştır. Daha ileri aşamada, Faz III’ e geçilecektir. Burda immune yetmezliği olan farelerde insan endometriotik dokularının bahsedilen ilaçlarla gerilemesi araştırılacaktır. Burdaki hedefimiz, SCID (Severe Congenital Immunodeficiency) farelerinde heterolog insan endometriotik implantları oluşturmaktır. SCID farelerindeki insan endometriyumuna ait implantlar insandaki ile benzer histolojik, fonksiyonel ve biokimyasal benzerlik gösterdiğinden (4), SCID farelerinin uygun bir hayvan endometriozis modeli olduğunu düşünüyoruz.
Materyal ve Metod
Deneysel çalışma için 55 dişi, olgun (200-250 gr) Sprague-Dawley cinsi rat kullanılmıştır. Deneysel endometriozis modeli bazı modifikasyonlar yapılarak Vernon ve Wilson’un (5) tarif ettiği cerrahi yöntemle oluşturulmuştur. İntramüsküler Ketamin (60 mg/kg) ile anestezi sağlanarak, gerekli cerrahi kurallara uyularak karın bölgesinde vertical 5 cm’lik insizyondan uterin hornlar ortaya çıkarılmıştır. Serum fizyolojik ile periton yıkantı suyu alınmış ve örnek biyokimyasal analiz için - 80°C’ da saklanmıştır. Her iki uterin boynuzun uç 1 cm’lik kısmı çıkarılarak, fosfat tamponlu serum içinde bu parçalar boyuna kesilmiş ve myometriyum tabakası atılmadan 5x5 mm lik parçalar hazırlanmıştır. Bu parçalardan birisi sağ, diğeri ise sol karın iç duvarına (bir taraf rekürrens çalışması için takip edilmiştir), endometrial kısmı peritona gelecek şekilde 6-0 prolen sütür ile transplant edilmiştir ve sonra cerrahi kurallara uyularak batın kapatılmıştır. Sonra her rat için ilk 2 hafta intramüsküler depo estradiol propionate uygulanmıştır. Söz konusu bu iki hafta sonunda ikinci laparotomiler yapılmış, endometriotik implantlarda endometriozisin gelişip gelişmediğine bakılmış (implantların ölçülmüş) ve her iki taraftaki ektopik endometrial dokunun hacmi hesaplanmıştır. Serum fizyolojik ile periton yıkantı suyu alınmış ve numune biyokimyasal analiz için - 80°C de saklanmıştır. Bu noktadan sonra ratlar 4 gruba ayrılmıştır:

Birinci grup (Kontrol grubu): İlk 5 rat control grubu olacak ve herhangi bir medikasyon yapılmamıştır.
İkinci grup (Melatonin grubu): Bu gruptaki ratlara endometriotik doku inokülasyonunu takip ederek günlük 10 mg/kg melatonin intraperitoneal verilmiştir. Melatonin 1:90 mutlak etanol/salin solusyonunda çözülmüş olarak uygulanmıştır.
Üçüncü grup (Etanercept grubu): Bu gruptaki ratlara endometriotik doku inokülasyonunu takip ederek haftada 3 kez 2 mg/kg Etanercept subkutanöz yoldan uygulanmıştır.
Dördüncü grup (Letrozole grubu): Bu gruptaki ratlara endometriotik doku inokülasyonunu takip ederek günlük 0.04 mg/kg Letrozol ağızdan (oral gavajla) verilmiştir.
İki haftalık tedaviden sonra östrus döneminde ratların üçüncü operasyonları yapılmıştır. Daha önceki operasyonda olduğu gibi serum fizyolojik ile periton yıkantı suyu alınmış ve numuneler biyokimyasal analiz için - 80°C’da saklanmıştır. Implantların ebatı yeniden ölçülmüştür. Bir taraftaki endometriyal doku immunohistokimyasal ve histopatolojik analiz için eksize edilerek çıkartılmış ve tartıldıktan sonra formaldehit içinde saklanmıştır (Faz I çalışmasının finali). Periton defekti elektrokoterle ve / veya 6-0 prolen ile tamir edildikten sonra batın duvarındaki insizyon kapatılacaktır. Ratlara takibeden 2 hafta boyunca herhangi bir medikasyon yapılmamıştır.
İki hafta sonra tüm ratlara ötenazi yapılarak son operasyon gerçekleştirimiştir. Serum fizyolojik ile periton yıkantı suyu son kez olarak alınmış ve numune biyokimyasal analiz için - 80°C’da saklanmıştır. Implantın ebatı aynı kişi ve aynı yöntem ile yine son kez ölçülmüş ve son kalan endometriyal doku immunohistokimyasal ve histopatolojik analiz için eksize dilerek çıkartılmış ve tartıldıktan sonra formaldehit içinde saklanacaktır (Faz II çalışmasının finali –rekürrens değerlendirilmesi).
Hayvanlardaki endometriozis modeli, insan ve hayvanlar arasındaki filogenik ve biokimyasal farklılıklardan dolayı bazı kısıtlamalar doğurduğundan, çalışmamızın üçüncü safhası SCID (veya Nude) farelerde yürütülecek şekilde planlanmıştır. Amacımız insan endometriozis hücrelerini SCID (veya Nude) farelere intraperitoneal olarak inoküle etmektir. Bahsedilen bu inokülasyonlardan sonra yukarıda bahsedilen medikasyonlar uygulanarak bunların insan endometriotik doku üzerindeki etkinliği araştırılacaktır (devam etmekte olan çalışmamızda Faz III).
Yeditepe Üniversitesi Kayışdağı Kampüsü’nde 25 Nisan 2009, Cumartesi günü Türkiye Nöroendokrin Derneği tarafından düzenlenen “Nöroendokrin deneysel modeller” uluslararası sempozyumun bir parçası olarak endometriozis ve endometrioziste kullanılan deneysel modeller konuşulacak, sonrasında ise hands-on workshop için isteyen katılımcılar laboratuar ameliyathanesinde “YÜDETAM rat endometriozis” modelinin sunulacağı pratik seansta, ratlar üzerinde endometriotik doku implantlarının nasıl yapıldığını izleyebileceklerdir.
Ayrıntılı bilgi için: www.tned.org
Kaynaklar
- Barrier BF, Bates GW, Leland MM, Leach DA, Robinson RD, Propst AM. Efficacy of anti-tumor necrosis factor therapy in the treatment of spontaneous endometriosis in baboons. Fertil Steril. 2004 Mar;81 Suppl 1:775-9.
- Gupta S, Agarwal A, Krajcir N, Alvarez JG.Role of oxidative stress in endometriosis. Reprod Biomed Online. 2006 Jul;13(1):126-34.
- Güney M, Oral B, Karahan N, Mungan T. Regression of endometrial explants in a rat model of endometriosis treated with melatonin.Fertil Steril. 2008 Apr;89(4):934-4
- Awwad JT, Sayegh RA, Tao XJ, Hassan T, Awwad ST, Isaacson K. The SCID mouse: an experimental model for endometriosis. Hum Reprod. 1999 Dec;14(12):3107-11.
- Vernon MW, Wilson EA. Studies on the surgical induction of endometriosis in the rat. Fertil Steril. 1985 Nov;44(5):684-94.
Hukuk Görüşü
Kamu Hastanelerinde Çalışan Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu
Av. Gözde BALCI DİNÇŞAHİN

Sevgili Üyelerimiz,
Bu ayki konumuz kamu hastanelerinde çalışan hekimlerin gerçekleştirdiği tıbbi müdahaleden doğan hukuki sorumluluk. Kamu hastanelerinde gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler, kamu hizmeti kapsamında bulunmaktadır. Devlet, kamu hastaneleri kanalıyla kamu yararına hizmet etmektedir. Ancak kamu hastanesi sayılabilmek için, kamu yararına hizmet etmek tek başına yeterli değildir, aynı zamanda ilgili hastanenin kamu tüzel kişileri tarafından kurulmuş olması da gerekir.
Kamu hastanesine tedavi amaçlı müracaat eden hasta ile hekim arasında, özel hukuk anlamında sözleşme ilişkisi meydana gelmez. Hasta kamu hizmetinden yararlanan kişi, hekim ise kamu personeli konumundadır. Hasta ile hastane arasında ise, kamu hukuku ilişkisi bulunur ve hasta kendisine sunulan tedavi hizmeti nedeniyle bir zarara uğrayacak olursa, hizmet kusuru kapsamında, kamu hastanesinin bağlı bulunduğu ilgili kamu tüzel kişisinden talepte bulunur. Bu durumda, hastaya karşı hekim değil, öncelikle kamu idaresi sorumlu olur.
Ancak kamu idaresinin sorumluluğuna hükmedilebilmesi için, aşağıdaki koşulların varlığı aranır:
- Hukuka Aykırılık: Hekim, kamu personeli olarak kamu hastanesinde çalışırken de, serbest çalışan bir hekimin uymakla yükümlü olduğu kurallara tabidir. Bu durumda kamu personeli konumundaki hekimin hasta haklarını her hangi bir yolla ihlali durumunda, hukuka aykırılık oluşacaktır.
- Kusur: İdarenin, kamu personeli konumundaki hekimin davranışları sebebiyle sorumluluğu, kusur sorumluluğudur. Bu sorumluluk, doktrin ve uygulamada hizmet kusuru kavramı ile açıklanır. Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesi şeklinde ortaya çıkabilir. Kamu hastanesinde çalışan hekim, ortalama makul bir hekimin ortaya koyması gereken dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür.
- Zarar: İdarenin sorumluluğuna gidilebilmesi için, hekimin verdiği hizmetten dolayı, hastanın bir zarara uğraması gerekir. Bu zarar maddi veya manevi olabilir. Meydana gelen zararın direkt olarak hastaya ait olması gerekmez. Örneğin ölüm halinde, hasta yakınlarının duyduğu elem ve ızdırap nedeniyle de, manevi zarar oluşabilir.
- İlliyet Bağı: Hekimin tıbbi müdahalesi ile hastanın uğradığı zarar arasında, nedensellik ilişkisinin bulunması gerekir.
Kamu hastanelerinde çalışan hekimlerin gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdahalelerden dolayı, hastanın zarara uğraması durumunda, zararın tazmini için doğrudan hekim aleyhine dava açılmaz. Anayasa’nın 40/3 ve 129/5 maddeleri ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesinde; kamu görevlilerinin görevlerini icra ederken işledikleri kusurlardan doğabilecek tazminat davalarının, idare aleyhine açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Ancak idare, zarara sebebiyet veren kamu personeline kusuru oranında rücu edebilecektir. Bu durumda hekimin tazmin borcu, kusuruna bakılarak değerlendirilir.
Mesleğinizi huzurla icra edebileceğiniz, sağlıklı günler dilerim.
Saygılarımla.
Av. Gözde BALCI DİNÇŞAHİN |